20 Haziran 2016 Pazartesi

Bir Uçurtma Misali

    Bir şeyler başlar. Bir şeyler biter. Tüm bu kargaşanın içinde devam eden tek şey hayattır. İçine alır bizi. Sormaz hiç nereye gitmek isteriz veya bakmaz kimliğimize kimiz, neyiz?  Bazen rüzgarına katar sürükler, bazen de sular durulur sakinleştirir, dingingler. Bazen düz gider yolları, bazen de olabildiğince virajlı. Yolların nasıl olduğunun hiçbir önemi yoktur esasında. O yolda kiminle olduğumuz ve nereye gittiğimizdir önemli olan.

    Plan yapmayı seven ve hayatı kendi belirlediğiniz kurallarla yaşayan bir insansanız eğer; yandınız. Çünkü en büyük düşmanınızı -hayatı- karşınıza almışsınızdır. Hayat nefret eder planlardan, programlardan. Öyle ki, her şey planladığınız gibi gitsin isterken bir bakmışsınız tepetaklak olmuş hayatınız. İşte bu da hayatın size en büyük kazığıdır. ''Sen istediğin kadar plan yap, ben buradayım!'' deme şeklidir. Her zaman böyle yaşayamaz ki insan. Kurallar, kurallar... Bazen salmak gerekmez mi ipin ucunu? Bir uçurtma misali. Israrla sıkı sıkı ipini tuttuğunuz uçurtmanın elinizden aniden kaçtığı anı hatırlayın. Belki acı vericiydi sizin için ama o nasıl da özgürce süzülüyordu gökyüzünde.

    Hep tek şerit gitmez tabi yolları hayatın. Koşarak ya da düşe kalka gittiğin o yol birden pat diye ayrılıverir. Bazen ikiye, bazen üçe, hatta beşe. Çöker kalırsın sonra yola. Ne yapacağım, hangisine gideceğim ben diye. İşte bu da yaptığın seçimler, vereceğin kararlardır. Hayatın senden alıp gittikleri de vardır, sana verdiği güzel şeyler de. Acılar mı çıkarmaz karşına, heyecanlar mı, sevinçler mi dersin... ''Neden ben?'' diye diz çöküp ağlattığı gibi, ''şükürler olsun'' diyerek havalarda uçurduğu da olur seni. Sen de tüm bu hengamenin içinde savrulur gidersin işte, dediğim gibi, ipi aniden küçük bir çocuğun elinden kayıp gitmiş bir uçurtma misali...

    Uçurtma demişken...bak nereden nereye getirdim konuyu görüyor musun? Az önce çakıl taşlarıyla bir yoldu hayat, sen de gidiyordun bazen düşerek, bazen koşarak. Şimdi uçurtma diyorum. Evet evet, uçurtma. Şu bir iki çitanın bir arada tuttuğu bir kumaş parçası. Uçurtma olduğunu hayal et şimdi de. Yazımı hala okumaya devam ediyorsan, sıkılmamışsındır herhalde? İnsan sıkıldığı yazıyı okur mu sonuna kadar canım? Bu devirde kim neye tahammül edebiliyor ki bu kadar? Sıkılmadığına göre, hayal kurmayı sevenlerdensin sen de, bendensin kısaca. Ben hep hayal kurarım. İşte şimdi de özgür bir uçurtma olduğunun hayalini kurduruyorum sana...

    Belki bir uçurtma değiliz ama, biz de çok savrulduk rüzgarlarda. Mesele uçurtma olmak değil, mesele hangi rüzgarda savrulacağına karar vermekte. Ve sizler! Uçurtma arkadaşlarım! Hepinize iyi savrulmalar hayatta...