Ayrılıklar hiçbir insan tarafından sevilmese de, kaçınılmaz olduğu bir gerçektir. Hayatın her alanında veya eninde sonunda bir ayrılıkla karşı karşıya kalırız. İstemesek de, elimizden gelen bir şey olmaz. Kimden ayrıldığımız önemli midir o kadar? İster aile olsun, ister akraba, ya da yakın bir arkadaş… Hayatta değer verdiğiniz kim varsa, ayrılık yaşatır size bu acıyı. Kaçamazsınız.
Otobüs terminalleri var ya, her gün binlerce yolcunun gidiş gelişine şahit olan. Dikkatle incelediğinizde ne kadar da içiniz burkulur. Hem acı hem de tatlı telaşları içinde barındırır. Evine gitmeyi bekleyen bir üniversite öğrencisi için tatlı bir heyecandır. Sevdiğini uğurlayacak olan bir adam için büyük sessizliktir, acıdır. Bakışları bile farklıdır da insanların, hüzünleri ve sevinçleri ortaktır. Bir otobüs terminali bazen hüzün şehrine bürünür, bazen de sevinç yuvasına.
Kimse istemez ayrılıkları, kimse sevmez de gelir çatar o birlikte geçirilen vakitlerin sonunda. Tatiller bizim için güzeldir ama her tatil beraberinde kapılarını ayrılıklara açar. Tatilinizi yaparsınız, sevdiklerinizle birliktesinizdir, mutlusunuzdur ama bu veda vaktinin geldiğine işarettir. İnsanoğlu bu, çabuk alışır her şeye. Birlikte geçirilen üç gün dahi ayrılığın sizi parçalamasına yeter. Alışılmıştır ayrı kalmalara, ilk günkü gibi acıtmaz. Ama insanlar ayrı kalmaya tahammül edemez ve bir araya gelince çocuklar gibi sevinir.
Biletler alınır bir şekilde, gidiyordur alıştığınız insanlar. Yolculuk saati değil de ayrılık vaktidir aslında o bilette yazan zaman. Toplanır eşyalar birer birer, hazırlanır valizler. Garip bir duyguyla çıkılır o evden. Terminal yolu tutulur, ha geldik ha geleceğiz derken araba otoparkta durur. Araba durduğu andan itibaren başlar o melankoli havası, içine alır sizi hüzün. Konuşacak şeyler kaldıysa da tek kelime edemez bazen insan. Büyük bir sessizlik olur herkeste, bakışlara da yansıyordur hüzün. Etrafa bakarsınız, tek siz değilsinizdir o anı yaşayan. Herkes sizinle aynı kaderi paylaşıyordur o saniyelerde. Otobüs terminalleri efendim, ayrılıkların başkentidir.
Vedalaştığınız ve uzun süre sarıldığınız o an çok kısa gelir insana. Tek bir sarılmaya sığdırılamaz bazen ayrılıklar, dönüp tekrar sarılmak ister insan. Bir kez daha sarılsa daha az özleyecek sanki, iki saniye sonrasına bile yetmez o sarılmalar. Sarılmak ister insanlar. Sarılmak en büyük sevgi paylaşımıdır bana göre. Sarılmak, bu dünyadaki en saf şeydir.
Biliyorsunuz tekrar görüşeceğinizi, sonsuzluğa uğurlamıyorsunuz ya sevdiğiniz insanları. Yine gelecektir, yine birlikte olacaksınızdır. Otobüs geldi, valiz yerleştirildi. Sonrası ne? Belki küçük bir yutkunuş. Bundan sonra yaşadıklarınız ifade edilemez zaten. Küçük bir yutkunuşa sığabilir ancak. Otobüsün hareket edişi ve el sallayışınız… Bir de çok duygusalsanız gözünüzden düşen bir damla yaş. Ne çok şey anlatır, ne anlamlıdır aslında.
‘’Vedalar canını sıkmasın.
Yine buluşabilmek için
bir hoşça kal gereklidir.
Dostlar için
an'lar ya da ömürler sonra
yine buluşmak
kaçınılmazdır.’’
-Richard Bach