30 Aralık 2016 Cuma

Aşk Gibi Okumak

    Kitaplara ve okumaya neden düşman insanlar? ‘’Kitap okumayı çok seviyorum’’ diyenleri niye eleştirir ve dışlarlar? Bunu hiçbir zaman anlayamayacağım sanırım. Kitaplara düşman olmak, bilgiyi ve gelişimi reddetmektir. Kitap okumak sıradan bir eylem değildir. “Ben kitaplarımı değil kitaplarım beni ortaya çıkarmıştır.” Demiş Montaigne. Kitaplardır insanları ortaya çıkaran, insanları insan yapan, onları geliştiren, ufkunu açan, bambaşka bir dünyanın kapılarını aralayan.

    Bir insana saçının, göz renginin güzel olduğunu değil okuduğu kitapların güzel olduğunu söyleyin. Çünkü okuduğu kitaplar onun seçimiyken; saçı, göz rengi veya fiziksel özellikleri değildir. Kitap okumanın güzelliklerini gören, kendini geliştiren, ufkunu açan, okudukça güzelleşen insanların yanında; bu eylemi zorunluluk olarak görenler de var. Öğretmenlerinin veya çevresindekilerin zoruyla kitap okumaya çalışan, kitaptan daha da nefret edenler… İtiraf edeyim, ben de bir zamanlar o gruptaydım. Nasıl oldu da birden kitap deyince gözleri parlayan bir insan oldum, ben de hayret ediyorum hala. Önceleri nefret ettiğim elime almadığım o dikdörtgen, rengârenk kapaklı, mis gibi kokan, içinde bambaşka dünyalar barındıran kitaplar, şuanda en iyi dostlarım oldu benim. Sevdikçe sevesim yanımdan ayırmayasım geldi, hiç elimden düşmedi. Diyeceğim o ki, bir kitaptan nefret etmekle onu en iyi dostunuz yapmak tamamen sizin elinizde olan bir şeydir.Çevrenizdeki herkes gidebilir, sizi bırakabilir ve hayatınızdan çıkabilir. Kitaplar sizi asla terk etmez. Onu kendinize bir dost yaparsanız, arkadaşlığınız hiç olmadığı kadar uzun olabilir ve bir haritanın yol göstericiliğinden daha güzel rehberlik yapabilir size.

    Elif Şafak’ın okumakla ilgili çok sevdiğim bir sözü var; ‘’Aşk gibiydi okumak da… Neden, nasıl müptelası olduğunu, bilen zaten gayet iyi bilirdi; bilmeyene de anlatamazdın bir türlü…’’ Girdiğiniz bir ortamda hobilerinizi sorduklarında veya konu kitaplardan açıldığında gülerek ‘’Kitap okumayı çok severim ben’’ dediğiniz oldu mu? Ve aynı zamanda size garip bakışlar atarak ‘’Kitaplar sevilir mi ya’’ diyerek dalga geçtikleri? Çok sık yaşadığım bir durum benim. Elif Şafak’ın dediği gibi, aşk gibi okumak. Kitap seven biriyle karşılaştığımda yaşadığım sevinç, kitaplardan bahsetmememiz, kitaba olan tutkumuzu dile getirmemiz, yaptığımız muhabbetler en büyük mutluluk benim için. Kitapların en güzel dostlar olduğunu, tutkulu bir aşk olduğunu, kitap okuyanlar zaten gayet iyi biliyor. Kitap önerilerinde bulunduğum, kitapları sevdirmek için uğraştığım arkadaşlarım da oldu. Bazılarında gerçekten başarılı olduğumu söyleyebilirim ama kitapları bilmeyen ve sevmeyi ısrarla reddeden birine de kitap sevgisini anlatamıyordunuz bir türlü. ‘’Kitap okumayı sevmiyorum ben’’ kelimesini gülerek söyleyenler vardı, içler acısı durumunu böbürlenerek gösteren. Kitapların değerini, yalnızca okuyanlar biliyordu.

    Kitap okumak, telefonumuzun pil ömrünü uzatır. Ülkemizde telefonuyla veya elektronik aletlerle geçirdiği zamanı kitaplara ayıranlar insanlar olsa, belki de kurtulurduk bugünkü cehaletimizden. İnsanlar okumaktan, kitaplardan ve bilgiden çok korkuyorlardı. Ve ‘’Kitaba para mı verilir, çok gereksiz’’ deyip de falcıya para yatıran insanlar oldukça, bir milletin ilerlemesini bekleyemezdiniz. Soruyorum size; Cebindeki tüm parayı kitaplara yatırmış insanların gülümsemesiyle, tüm parasını lüks ihtiyaçları için harcayanların gülümsemesi bir olur mu hiç? Kitap fiyatlarının yüksekliğinden dolayı okuyamadıklarını söyleyen de var ama ben bu yüzden ülkemizde kitap okuyanların sayısının az olduğunu düşünmüyorum. Okumak isteyen gerçekten bir yolunu bulur, alamazsa da kütüphaneler ne güne duruyor? Kitap okumamak için bahaneler değil, kitap okumaya nedenler aramalıyız.

    Bir kitabın son kelimesini de okuduktan sonraki tarif edilemez gülümsemeyi veya o buruk acıyı, kitabın kapağını kapatıp eğik duran vücudunu düzeltip geriye yaslanmayı, gözlerini kapatıp içinden geçmiş olduğun o dünyayı hayal etmeyi, ardından bitmiş kitabı kitaplığındaki diğer kitapların yanında açtığın yere sevinçle yerleştirmeyi kitap okumayanlar bilmiyor. Düşünebiliyor musunuz? Kitap okuyanların dünyası farklı ve bu dünyaya adım atmamış insanlar var.

    Çeşit çeşit, renk renk kitaplar. Kimisi insanların üzüntülerini sevinçlerini ve yaşamlarını bize aktarırken kimisi de yeni bilgilere ışık tutuyor. Kimi kitaplardan arkadaşlığı dostluğu öğrenirken, kimi kitaplardan da şiiri, türküyü, şarkıyı öğreniyoruz. Farklı hayatlardan geçiyor, farklı pencerelerden dünyaya bakıyoruz. İnsanlar kitap okuyarak boş vakitlerini değerli kılıyorlar, kitaplar da bazen insanların hayatlarını değiştirebiliyor. Kitabın kapağına baktığımda mutlu oluyorum, kitaplığımı düzenleyip kitaplarımın tozlarını alırken mutlu oluyorum, yeni bir kitap aldığımda heyecanlanıyorum, kitabın ortalarına geldiğimde parmağımı arasına koyup okuduğum sayfalar ile okumadıklarımın kalınlığını karşılaştırıp mutlu oluyorum. Sizce de biten kitaplar hüzünlenmek için haklı bir gerekçe değil mi?

    Sevgi, koşulsuz ve daim olandır, her zaman hissettiğinizdir. Başka kimseden görmediğiniz sevgiyi, kitaplar size gösterebilir. Bir dost gibi sizi sarıp sarmalar, kendinden bir şeyler katar, sonsuz bilgilerini kıskanmadan sizinle paylaşabilir. Evet, kitap sevgisi gerçekten vardır. Bir defa alışırsanız, bir daha vazgeçemezsiniz. Hep yanınızda olsun istersiniz, sevdikçe seversiniz, yanından ayırmazsınız. Tatilde, okulda, otobüste, uçakta, trende elinizden düşmez hiç. Yapraklarını itinayla çevirirsiniz, bir sayfası kıvrılsa içiniz gider, kapağına zarar gelmesin diye koyduğunuz yerlere dikkat edersiniz. Evet, bir kitabı sevmekten ve korumaktan bahsediyorum, tıpkı bir annenin yavrusunu koruduğu gibi. Çıldırmış olduğumu düşünenleriniz olabilir ama kitapları ve okumayı sevmek böyle bir şeydir işte, sevmeyenlerin bilemeyeceği.

    Kitaplar ebedi dostlarımızdır. Dünyada çok zor bulabileceğimiz şeylerden biri de, daima yanımızda olacak bir dosttur. Umarım bazı insanların kalıplaşmış düşüncelerini değiştirebilmişimdir bu yazıyla. Hala okuyanların bu güzel dünyasına girmediniz mi yoksa? Hadi bir adım atın. Evden çıkın ve dostlarla dolu bir kitapçıya gidin. Kendinize bir dost seçin ve ona kendisini anlatması için bir şans tanıyın. Pişman olmayacaksınız, aksine hayatınızın her anında yanınızda olacak ebedi bir dost kazanacaksınız. Kitaplardan korkmamanız ve okumayı hiç bırakmamanız dileğiyle…