Bir tanıdığınızı kaybetmeden ne kadar keskin, ne kadar ciddi olduğunu kavrayamadığınız, haberi aldığınızda da gerçeklik ile hayal arasında gidip geldiğiniz durum. Kaçacak yer arar, öylece boşluğa bakarsınız, bir köşeye sokuluverirsiniz idrak edebilmek için. Onunla vakit geçirmediğiniz için mi üzülürsünüz, erken gittiği için mi ağlarsınız, ne yapacağınızı bilmediğiniz için midir bu çaresizlik, kavraması zordur. Bir, iki derken bir bakarsınız ağlayamaz olmuşsunuz, hissizleşmişsiniz. Kabullenmekten başka yol yoktur sizin için. Kabullenmek zaman alır, zaman da sevdiklerinizi...
Etrafınızda sevdiklerini kaybeden birileri olur, baş sağlığı dilersiniz, acısını anlamaya çalışırsınız ya da anladığınızı falan zannedersiniz. Ama sizin sevdiğiniz birinin başına gelmeden, ölümü anlamış sayılmazsınız. Ne zaman ve ne şekilde geleceği asla belli olmayan bir hadisedir ölüm. Aynı zamanda insanların hiç hatırlamadığı hatta yok saydıkları kavram. Dünyanın adaletsizliğini düşündüğünüzde de size ''yeryüzündeki adil olan tek olay'' dedirten şey.
İnsanlar düşünmeli efendim. Ölümü daha sık düşünmeli, hatta hiç çıkarmamalı aklından. Çıkarmamalı ki, sevdiğinin başına geldiğinde onu sükunetle karşılamayı bilmeli. Ölümün varlığını kabullenmeli. Ben hiç düşünmezdim mesela, etrafımda kaybedenler olurdu ama hiç düşünmezdim sevdiğim birinin bir gün ansızın bizleri bırakıp gidebileceğini. Ne zor şeymiş, sevdiğin birinin ölüm haberiyle yüzleşmek. Ne çok sabır gerektirirmiş, nasıl bir çaresizlik, ne zor bir sınavmış meğer...
Anneannemi kaybetmeden önce, onun bir gün bizi bırakacağını düşünmedim. O hep orada olacaktı ve biz hep ziyaretine gidecektik, onu her zaman görecektik. Hastalığından dolayı hastanede beklediğimiz günler oldu ama o gitmezdi, çok güçlüydü çünkü. Yanaklarını sıkarak sevdiğiniz, sesli sesli öptüğünüz için sizi azarlayan, sonra da dayanamayıp yaşlanmış elleriyle aynı şekilde sizi öpen, dünyanın en şirin insanı...nasıl bırakıp giderdi ki sizi? Söyleseler inanır mıydınız? Bir gün aklınıza gelir miydi ki acısıyla başa çıkmaya çalışacağınız? Böyleydi işte ölüm, hep zamansızdı ve hep zor bir sınavdı. O sınava girmeden anlayamazdınız, çıktıktan sonra da geç olurdu anlamak için.
Anneannemi kaybetmeden önce, onun bir gün bizi bırakacağını düşünmedim. O hep orada olacaktı ve biz hep ziyaretine gidecektik, onu her zaman görecektik. Hastalığından dolayı hastanede beklediğimiz günler oldu ama o gitmezdi, çok güçlüydü çünkü. Yanaklarını sıkarak sevdiğiniz, sesli sesli öptüğünüz için sizi azarlayan, sonra da dayanamayıp yaşlanmış elleriyle aynı şekilde sizi öpen, dünyanın en şirin insanı...nasıl bırakıp giderdi ki sizi? Söyleseler inanır mıydınız? Bir gün aklınıza gelir miydi ki acısıyla başa çıkmaya çalışacağınız? Böyleydi işte ölüm, hep zamansızdı ve hep zor bir sınavdı. O sınava girmeden anlayamazdınız, çıktıktan sonra da geç olurdu anlamak için.
İnsan ne olursa olsun suçlu hissediyor kendini. Tüm günleri o kişiyle geçirmiş olsanız da, gittikten sonra yetmiyor size o günler. Keşke daha çok öpseydim, keşke daha çok vakit geçirseydim, keşke daha çok sevseydim, keşke, keşke, keşke...Keşkeler bitmiyor, sonsuza kadar uzanıyor. Sanki hiç öyle bir olay yaşanmamış gibi, sadece bir yere gitmiş gibi. Aradığınız zaman şu kapıdan içeri girecek gibi hissediyorsunuz. Anılar kalıyor geriye, bir de fotoğraf kareleri. Böyle demişti, buraya gitmiştik, bunu yapmıştık, bunu çok severdi o...
Diyeceğim o ki, ölüm var arkadaşlar. Ne olursa olsun, idrak edebilmek için başınıza gelmesini beklemeyin. Kim olursa olsun sarılın tüm sevdiklerinize, dört elle sarılın. Çünkü bir gün bunu isteseniz de yapamayacaksınız.
''Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?''
-Necip Fazıl Kısakürek
Diyeceğim o ki, ölüm var arkadaşlar. Ne olursa olsun, idrak edebilmek için başınıza gelmesini beklemeyin. Kim olursa olsun sarılın tüm sevdiklerinize, dört elle sarılın. Çünkü bir gün bunu isteseniz de yapamayacaksınız.
''Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?''
-Necip Fazıl Kısakürek
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder