M u t l u l u k.
Sekiz harf, üç hece.
Bazen kilometrelerce uzağında, bazen aslında hiç fark etmediğin kadar yakınında.
Ve şu hayatta mutlu olmadığından şikayet edenler, mutlu olmayı bilemeyenler esasında.
Sekiz harf, üç hece.
Bazen kilometrelerce uzağında, bazen aslında hiç fark etmediğin kadar yakınında.
Ve şu hayatta mutlu olmadığından şikayet edenler, mutlu olmayı bilemeyenler esasında.
Belki çok çeşitli, belki çok göreceli bir kavram fakat; mutlu olmak kadar kolay bir şey yok dünyada. Mutluysan bir şeyler yolundadır, mutluysan yaşamayı biliyorsundur hayatı ve sevmeyi de. Sevmek demişken, belki çok klasik olacak ama her şeyin başı sevmek. Zülfü Livaneli dememiş mi: ''dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey.'' Mutlu olmayı bilen insan hem sever, hem de sevilir. Sevginin gücüne inananlardanım ben de.
Mutlu olmak için her şeyin yolunda olmasını bekleyen insanlar var. Mutsuz olmak için çabalayacağına, mutlu olmak için sebepler aramalı insan. Her an mutlu olmak mümkün değil evet, ama anlık mutluluklar da var. Ve hayat o anlık mutluluklarda saklı. Ne olursa olsun ''mutlu'' olmalı.
Nereden geleceği belli olmaz mutluluğun. Zaten gelirken haber de vermez. Sen bekleme mutluluğu gelecek diye. Beklerken gelmez ki mutluluk. Asıl mutluluk her şeyden bıkıp hayatı akışına bıraktığınız anda karşınıza çıkan, derinden hissedildiğinde kelimelerin kifayetsizliğine sebep olan anların tanımıdır. En genel tanımından bahsettim. Zira mutluluğun tanımı herkese göre farklıdır. Bazen uçan bir balon, bazen uzun süredir yemediğin bir çikolata, bazen başını okşadığın bir kedi... Sen neye anlam yüklersen o'dur mutluluk. Bazen bir olay, bazen bir eşya, veyahut bir kişi...
Mutlu etmesi zor bir insan değilim, gerçekten bak. Hiç zorluk çekmezsin beni mutlu ederken, hatta varlığın dahi mutluluk sebebim olabilir. Ortada hiçbir neden yokken bile mutlu olabilen, sıradan anlardan bile küçük mutluluklar çıkartabilen bir insanım. Hayatın mutlu oldukça yaşandığına inanıyorum. Bütün mümkünlerin kıyısında oturup, yalnızca hayatı yaşamalı, mutlu olmalıyız. Çünkü biz mutlu oldukça dönüyor dünya. Birlikte mutlu olsak ya?
Güneşin doğuşunda oluşan o manzarada mutluluk var, yolda kulaklık takılı yürürken hissettiğin duyguda mutluluk var, yüzünü okşayan rüzgarda, masmavi gökyüzünde fütursuzca dolaşan bulutlarda, başını okşadığın kedide, bazen bir kitabın iki satırında, çimlerin arasında gördüğün tek bir dal papatyada anlık süren ama muhteşem huzur veren bir mutluluk var. Yani sen yeter ki mutlu olmayı bil, çevrende seni mutlu etmek için bekleyen çok şey var.
Mutlu olmak için her şeyin yolunda olmasını bekleyen insanlar var. Mutsuz olmak için çabalayacağına, mutlu olmak için sebepler aramalı insan. Her an mutlu olmak mümkün değil evet, ama anlık mutluluklar da var. Ve hayat o anlık mutluluklarda saklı. Ne olursa olsun ''mutlu'' olmalı.
Nereden geleceği belli olmaz mutluluğun. Zaten gelirken haber de vermez. Sen bekleme mutluluğu gelecek diye. Beklerken gelmez ki mutluluk. Asıl mutluluk her şeyden bıkıp hayatı akışına bıraktığınız anda karşınıza çıkan, derinden hissedildiğinde kelimelerin kifayetsizliğine sebep olan anların tanımıdır. En genel tanımından bahsettim. Zira mutluluğun tanımı herkese göre farklıdır. Bazen uçan bir balon, bazen uzun süredir yemediğin bir çikolata, bazen başını okşadığın bir kedi... Sen neye anlam yüklersen o'dur mutluluk. Bazen bir olay, bazen bir eşya, veyahut bir kişi...
Mutlu etmesi zor bir insan değilim, gerçekten bak. Hiç zorluk çekmezsin beni mutlu ederken, hatta varlığın dahi mutluluk sebebim olabilir. Ortada hiçbir neden yokken bile mutlu olabilen, sıradan anlardan bile küçük mutluluklar çıkartabilen bir insanım. Hayatın mutlu oldukça yaşandığına inanıyorum. Bütün mümkünlerin kıyısında oturup, yalnızca hayatı yaşamalı, mutlu olmalıyız. Çünkü biz mutlu oldukça dönüyor dünya. Birlikte mutlu olsak ya?
Güneşin doğuşunda oluşan o manzarada mutluluk var, yolda kulaklık takılı yürürken hissettiğin duyguda mutluluk var, yüzünü okşayan rüzgarda, masmavi gökyüzünde fütursuzca dolaşan bulutlarda, başını okşadığın kedide, bazen bir kitabın iki satırında, çimlerin arasında gördüğün tek bir dal papatyada anlık süren ama muhteşem huzur veren bir mutluluk var. Yani sen yeter ki mutlu olmayı bil, çevrende seni mutlu etmek için bekleyen çok şey var.
Hayattan çok fazla beklentisi olmamalı insanın. İyi bir meslek, iyi bir maaş veya mutlu bir hayat isteriz genellikle. Halbuki mutluluk istenildiği takdirde elde edilen bir şey değildir, bence. Mutluluk yaşadığımız anlarda saklıdır. Bazıları farkına varır, bazıları ise varmaz. Farkına varanlar mutlu olmayı bilenlerdir, onlar istedikleri yerde ve istedikleri takdirde mutluluğu yaşarlar. Fakat hayatın seni nerede ne zaman veya ne şekilde bekleteceğini bilemezsin. Bekleme. Yaşa. Yaşa yalnızca. Bırak. Bırak gitsin ucu, nereye giderse. Önemsediğin şeyler olacaktır, git peşlerinden. Özgür olmadan, mutlu olabilir misin?
Ben arıyorum. Mutluluğu arıyorum. Şuan mutlu değil miyim? Evet mutluyum. Ama mutluluk bir tane değil ki, tahmin edemeyeceğimiz kadar çok şeyde. Hayatın her anında, hatta her saniyesinde. Gün batımını izlemek gibi, sağanak yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi, gece şehrin uzak bir noktasından gökyüzünü izleyerek uyuyakalmak gibi mutluluklarım var benim. Hiç zorluk çekmem mutlu olurken, en büyük mutluluk kaynağım da hayallerim. Kurulduğu andan itibaren gerçekleşmeyi bekleyen hayallerim...
Mutluluk diyorum: kıta, ülke, dil dinlemez. Dünyanın her yerinde aynı duyguya denk olsa da, herkesin mutluluğunu farklı kavramlar karşılar.
Dünyanın öbür ucuna birlikte gideceğiniz, gün batımında yan yana olacağınız, seninle paylaşacağı hayaller biriktiren ve sana kaktüs hediye edebilecek kadar ince ruha sahip olan bir insana denk gelmek, bence mutlulukların en güzeli. -herkes bilmez kaktüs hediye etmenin anlamını- Leo da istediğim şekilde özetlemiş zaten mutluluğu: ''Ruhuna dokunan insanı bul. Konuştuğunda gözleri gülen ve seni olduğu gibi seven.''
Kısacası mutluluk ne satırlara, ne de belirli kalıplara sıkıştırılabilecek bir kavram. Mutluluk, sekiz harf ve üç heceden çok daha fazlası. Sana dünyanın en klişe fakat en gerçek sözünü söyleyeceğim hayat mutsuz olmak için çok kısa sevgili okur. Mutluluklarınızın uzun sürmesi dileğiyle...
Yazıya eşlik eden şarkı: [Christina Novelli - Concrete Angel Acoustic]
Ben arıyorum. Mutluluğu arıyorum. Şuan mutlu değil miyim? Evet mutluyum. Ama mutluluk bir tane değil ki, tahmin edemeyeceğimiz kadar çok şeyde. Hayatın her anında, hatta her saniyesinde. Gün batımını izlemek gibi, sağanak yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi, gece şehrin uzak bir noktasından gökyüzünü izleyerek uyuyakalmak gibi mutluluklarım var benim. Hiç zorluk çekmem mutlu olurken, en büyük mutluluk kaynağım da hayallerim. Kurulduğu andan itibaren gerçekleşmeyi bekleyen hayallerim...
Mutluluk diyorum: kıta, ülke, dil dinlemez. Dünyanın her yerinde aynı duyguya denk olsa da, herkesin mutluluğunu farklı kavramlar karşılar.
Dünyanın öbür ucuna birlikte gideceğiniz, gün batımında yan yana olacağınız, seninle paylaşacağı hayaller biriktiren ve sana kaktüs hediye edebilecek kadar ince ruha sahip olan bir insana denk gelmek, bence mutlulukların en güzeli. -herkes bilmez kaktüs hediye etmenin anlamını- Leo da istediğim şekilde özetlemiş zaten mutluluğu: ''Ruhuna dokunan insanı bul. Konuştuğunda gözleri gülen ve seni olduğu gibi seven.''
Kısacası mutluluk ne satırlara, ne de belirli kalıplara sıkıştırılabilecek bir kavram. Mutluluk, sekiz harf ve üç heceden çok daha fazlası. Sana dünyanın en klişe fakat en gerçek sözünü söyleyeceğim hayat mutsuz olmak için çok kısa sevgili okur. Mutluluklarınızın uzun sürmesi dileğiyle...
Yazıya eşlik eden şarkı: [Christina Novelli - Concrete Angel Acoustic]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder